DÜNYA
20 Şubat 2020

“DÜNYANIN EN BÜYÜK MÜZESİNDE ÇALIŞIYORUM.”

“Dünyanın en büyük müzesinde çalışıyorum.”

Geçtiğimiz Ekim ayında İstanbul Comics and Art Festival kapsamında Beşiktaş’ta gerçekleştirilen “Urban Art” projesinin küratörü Denis Leo Hegic’le* Beşiktaş’ı, Berlin’i ve dünyanın hızla değişen sanat dinamiklerini konuştuk. Söyleşi ve konu hakkında hazırladığımız dosyayı Beşiktaş kent kültürü dergisi B+’nın 28. sayısında okuyabilirsiniz.

Söyleşi: Görkem Kızılkayak Fotoğraf: Harald Geil

Bana göre Berlin ve İstanbul arasında doğal bir bağ var. İki büyükşehir 2019 yılında 30 yıllık dostluğunu kutladı ve Beşiktaş’ın kentsel mekânında bu 30 yılı “sanat ile kutlama” fikri önem kazandı. İstanbul’daki Goethe Enstitüsü ve Beşiktaş Belediyesi ile Istanbul Comics & Art Festival (ICAF)’indeki ortaklarımızla festivali kamusal alanda genişletme fikrini gerçekleştirdik.

Niyetimiz İstanbul ve Berlin’den iyi bilinen ve adı yeni duyulan sanatçıları bir araya getirmekti. Böylece İstanbul’dan altı, Berlin’den dört muhteşem sanatçı bir araya geldi ve bu isimler Beşiktaş duvarlarını 10 büyüleyici duvar resmiyle süsledi.

ICAF baştan beri çizgi roman ve illüstrasyon sanatına sadakatle bağlı olduğundan sokak sanatı ve illüstrasyon arasında kendi tarz ve yetenekleriyle bağ kuran sanatçıları bulma konusunda da önemli bir noktaya ulaştı. Sanatçı listesini son haline getirmeden önce İstanbul’u birçok kez ziyaret ettim, araştırmalar yaptım ve pek çok genç ve kıdemli sokak sanatçısı keşfettim. Bu keşif yolculuğu projenin en başındayken gerçekleşti. Sokak sanatı söz konusu olduğunda İstanbul son derece heyecan vericiydi ve hâlâ bu alanda daha pek çok keşfedilecek şey var; ben de bu keşifleri dört gözle bekliyorum.

Aslen Saraybosnalıyım. Sürekli Berlin’de yaşasam da, sanki Saraybosna’nın yüzlerce kez genişletilmiş versiyonu olan İstanbul’a ilk gelişlerimde Bosna’daki evimdeymişim gibi hissettim. Bu arada, ne zaman İstanbul’u terk etmek zorunda kalsam, şehir benim kişisel nostaljimin bir parçasına dönüştü. İstanbul’un binlerce yıldır bir kültür merkezi olmasının ve gelecekte de bu durumun sürecek olmasının bir nedeni var. Şehir yenilikçi ve yaratıcı insanlar için inanılmaz çekici, insanları birleştirme konusunda güce sahip. Ve benim işim için de önemli olan bu. Beşiktaş bir mücevher ve tarihi kültürel zenginliği korumak kadar Boğaziçi incisinin ve onun sakinlerinin karakterini yansıtacak çağdaş sanatı geliştirmek de önemli. Bu yıl yoğunlukla İstanbul’da çalışmak ve şehrin yaratıcı dünyasına dalıp tüm dünyadan sanatçı ve fikir işçilerini sergi ve sanat projeleri için İstanbul’a getirmek istiyorum.

Ben bir küratörüm ve dünyanın en büyük müzesiyle çalışıyorum. Aslına bakarsanız öyle büyük ki, hepimiz onun bir parçasıyız. Dünya nüfusunun yüzde 55’i halihazırda bunun bir parçası ve küresel nüfusun üçte ikisi 2050 itibariyle bu müzede yaşayacak. Bahsettiğim ve ilgilendiğim müze, şehrin ta kendisi. Bu nedenle cevabını arayacağımız soru şu; yaşadığımız kentsel çevreyi bilinçli bir sanat ve kültür katılımıyla nasıl geliştirebilir, değerlendirebiliriz? Yaşadığımız şehirleri deneyimlerken ve onların gelişimini sorgularken; sanat ve kültürü nasıl güçlendirebilir, daha da önemlisi onları nasıl önemli bir parametre haline getirebiliriz?

2050 gelecekte uzak bir tarih gibi gelebilir ama aldanmayın: şu anda 2050 yılı, 1990 yılında bugüne ne kadar uzaksak o kadar uzak. Ve 1990 bana kişisel olarak dünden önceki gün gibi geliyor. Zaman algısı sorunu aslında doğru perspektif sorunu.

Şehirler ve belediyeler birlikte çalışırken, artık, ulusal seviyede ele alınması imkansız olan zor sorunları çözebiliyor. Gelecek, şehirlerin geleceği olacak, “glokalist”lerin geleceği yani. Lokal ve globalin birleşip glokal kelimesini oluşturduğu bu gelecekte belediyeler de kamunun ana temsilcilerine dönüşecek. Yeni ekolojinin parçaları olan kamusal alanda uygun fiyatlı konutlar, yeşil şehirler, devinimin, sanat ve kültürün yeni konseptleri, yeni başladığımız 10 yıllık sürecin en önemli konularına dönüşecek. Şehirler, dairesel ve birbiriyle bağlantılı kompleks organizmalardır, bu bağlamda hepimiz bir araya gelmeli ve şimdi, şu anda, gelecekteki şehrimizi yaratmaya başlamalıyız.

*Denis Leo Hegic / ICAF Urban Art projesi küratörü, “Museum of Now” kurucu yöneticisi.

Haberi Paylaş:

Beşiktaş Belediyesi


BKS logo

© 2020 Beşiktaş Belediyesi. Sitedeki tüm metin ve görseller Beşiktaş Belediyesi'ne aittir. İzinsiz kullanılamaz.

F5 İletişim